İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Murphy Kanunları

Facebook'ta "Murphy'den nefret eden 1 milyon kişi bulabilirim" diye grup açsam, gerçekten bulabileceğime her iddiasına varım. İflah olmaz bir hayalperest, aslına yakın bi Polyannacı olarak, Murphy, olabilecek en gerçekçi adamdır benim için. Benim de iyimserliğim biraz fazla geliyor olabilir insanlara -zaman zaman haklı da çıkabilirler hatta- ama ters gitme olasılığı olan bir şeyin mutlaka ters gideceği varsayımı da bana biraz fazla.

İşin kötüsü, adamın hep haklı çıkması. İşte son örnek: Tatilin başında, her zaman evde oturmaktan zevk alan babam, birden ailecek İstanbul'a gitme fikri ortaya attı. Ancak tabi ki, bu isteğinin geldiği o an kardeşimin final dönemiydi. O bitene kadar dayanabilirim diye düşündüm, babamın da hevesi kaçmazdı muhtemelen. Ama son gün, birden kar başladı! Ankara'da, Bolu'da, İstanbul'da... Ama ben istediğimde kar hiçbir zaman yağmazdı, hep yola çıkmamızı beklerdi. Bir hafta da öyle bekledik. Sonra bu haftasonu, hiçbir yerde yağış mağış kalmayacağını öğrendik. Sevindim. "Gidelim!" dedim. Babamdan ses yok. Biraz zaman geçti, bi daha sordum. Yine ses yok. Anladım ki, kar gitsin diye beklerken babamın hevesi kaçmış. Sonuç olarak, kendimi annem tarafından "Birlikte Kızılay'a gideriz.." diye kandırılırken buldum.

Murphy, sana laflar hazırladım. Haberin olsun!


p.s : Ama en azından seneler sonra kardeşimle kardanadam yaptık. :) -- ah polyannaaaa! :p


Bunu dedi ( 6 ) kişi

Kar yağsın istedim.

Mersin'de yaşıyor olmak inanın çok güzel. Ne trafik problemi var ne de insan kalabalığı. Mesela karşıdan karşıya geçerken Ankara-Kızılay meydanındaki gibi yüz kişi birden değil de, üç-beş kişi falan geçiyoruz en fazla. Ya da İstanbul'un garip yolları, işe gidiş ve işten çıkış saatlerindeki o yoğun trafik yerine sakin, akıcı bir trafik var. Evler ucuz, kiralar ucuz, yiyecekler ucuz, kıyafetler ucuz çoğu yere göre.


Her şeyden öte masmavi bir deniz, bol yeşil ve upuzuuuun bir sahil şeridine sahip. Hele hele ünlü tantunisi, cezeryesi, kerebici.. Daha ne olsun, anlayacağınız yaşaması güzel bir şehir.

Gelin görün ki benim için kötü bir özelliği var Mersin'in. O da hiçbir kış 'kar yağmaması'. Yazın boğucu sıcakları bile bu kadar rahatsız etmemişti hatta. 'Kar da sevilir mi ya?' diyenleriniz illaki olacaktır biliyorum ama seviyorum işte. Ne vardı kış aylarının birinde Mersin'e de kar yağsa..

Her yere kar yağdırmak istedim sadece.

Edit Büdüt: Cingıl bells'e az kala.. :)


Bunu dedi ( 13 ) kişi

İçim Yandı..

Son 4 günümü, "çok sevgili dersimiz istatistik"le geçirdiğim için,  Haydarpaşa Garı yangınıyla alakalı yazımı anca yazıyorum, birçoğunuzun izlemiş olabileceği Okan'ın açık mektubunu da daha yeni izledikten sonra. Evet, ben çok Türk filmi izlemezdim; İstanbul'a trenle gidecek kadar yolculuk sever bir insan olamadım. Yine de benim bile, bir gün Hasra'yla birlikte bir gece trene binip, sabah Haydarpaşa'da iner inmez deniz kokusunu içime çekme hayallerim vardı, Türk filmlerinde olduğu gibi. Bunları, karşısından vapurla güzelliğini izlerken düşünmek bile mutlu etmeye yeterdi hatta. 28 Kasım Pazar günü, saat 15.30 sularında, bilgisayarımın başında bu haberi duyduğumda, hissettiğim tek şey, içimin de yanmasıydı.

Çok üzgünüm; çünkü para için, çevresindeki her güzelliğe bu kadar düşmanca yaklaşan bir ülke daha görmedim ben.

p.s : fatoş'un bilgisayarı daha fazla yaşamak istemediğini açıkça gösterdi birkaç gün önce :)


Bunu dedi ( 4 ) kişi