Otostopçunun Galaksi Rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Otostopçunun Galaksi Rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sıkı Can İyidir?!

Şöyle afili cümleler kurmak istiyorum, ama o kadar sıkıldım ki ilginç isim tamlamaları, eğlenceli sıfatlar bulmakta zorluk çekiyorum şu an. Bu nedenle, istemeden de olsa, doğrudan konuya gireceğim. 3 günlük fatoş'un evindeki Mersin tatilim dışında, bütün yazımı, bu sene sıcaklıkta kendini aşan Ankara'da geçirmiş olmam bi yana, bu süreçte, bütün arkadaşlarımın şehir, hatta ülke sınırları dışında olmaları dolayısıyla, odamdan çıkmama rekorumu kırmak konusunda büyük adımlar attığımı söyleyebilirim. İşin kötüsü, evde oturdukça içim şişiyor resmen ve halihazırda küçücük olan odama sığmakta zorluk çekiyorum. Kendimi, Harikalar Diyarı'ndaki tavşanın evini ziyaret edip masanın üstünde bulduğu kurabiyeden yediği için aniden büyüyen ve kolları, bacakları evin pencere ve kapı gibi bilimum deliklerinden taşan Alice gibi hissediyorum ! :)

İzlemediğim dizi kalmadı, masamda 3 tane kitap var şu an ve 2 tane de film hızla bilgisayarıma iniyor. Ama takdir edersiniz ki, bütün bunlar, bir süre sonra yetmiyor. Nitekim, Google'a "what to do on internet?" yazacak kadar ne yapacağımı bilmez durumdayım şu an. Asıl ironik olan kısımsa, sitelerde cidden böyle listelerin olması değil, o listelerdeki maddelerin çok büyük bir çoğunluğunu zaten yapmış olmam. Flash oyunlardır, Stumble Upon'dur, masaüstü için duvar kağıdı aramadır, hızlı yazma alıştırmalarıdır, blog tutmaktır.. Hepsini yaptım ! Hatta bi tanesinde çıkmaz mı, Otostopçunun Galaksi Rehberi'ni okuyun diye?! Okuduğuma sevineyim mi üzüleyim mi bilemedim ! :)

Demek istediğim, cidden, siz ne yapıyorsunuz ya şu bilgisayarın başında? Facebook, Twitter.. bi yere kadar, öyle diil mi? :)


Bunu dedi ( 7 ) kişi

Eğlenceli İmkansızlıklar

Otostopçunun Galaksi Rehberi'nin 'uçma' konusunda söyledikleri şunlardır:
Denir ki uçmak bir sanatmış ya da daha çok bir marifet.
Aslında bütün marifet kendini yere doğru fırlatıp yeri ıskalamakta yatıyor.
Bunun için güzel bir gün seçin ve deneyin.
Birinci bölüm kolaydır.
Gereken tek şey kendinizi olanca ağırlığınızla öne doğru fırlatabilmeniz ve canınızın yanmasına aldırmamaya istekli olmanızdır.
Çünkü yeri ıskalamayı başaramadığınız zaman canınız yanacaktır.
Çoğu kişi yeri ıskalamayı başaramayacak ve eğer gerçekten de kuralına uygun bir şekilde deniyorlarsa başarısızlıkları muhtemelen epeyce sert olacaktır.
Açıkça bellidir ki, zorlukları doğuran da işte bu ikinci kısım, yani ıskalama kısmıdır.
Birinci sorun, yeri kazayla ıskalamanız gerektiğidir. Bile bile ıskalamaya çalışmakta hiç fayda yoktur, çünkü bunu yapamazsınız. Dikkatinizi, yarı yoldayken, aniden bir başka şeye çevirmeniz gerekir, böylece düşmeyi, düşeceğiniz yeri ya da ıskalamayı başaramadığınızda canınızın ne kadar yanacağını asla düşünmezsiniz.
Size sunulmuş olan saniye kırıntısı içinde dikkatinizi bu üç şeyden sıyırabilmek son derece zordur. Bu nedenle de seyretmesi heyecan verici bu sporda pek çok kişi başarısızlığa ve hayal kırıklığına uğrar.
Bununla birlikte, eğer o çok önemli anda ilginiz çekilecek, örneğin bir çift güzel bacakla, görüş mesafeniz içinde patlamakta olan bir bombayla ya da hemen yanınızdaki bir daldan yürüyen son derece ender rastlanan türden bir böcekle dikkatiniz dağılacak kadar şanslıysanız o şaşkınlık içinde yeri ıskalamanız ve yerden üç beş santimetre yukarıda ve bir parça aptalca görünebilecek bir durumda asılı kalmanız mümkün olacaktır.
Bu an, muhteşem ve hassas bir konsantrasyon için en uygun andır.
Artık suyun üzerinde durmak için yaptığınız gibi, hafif hafif hareket edip süzülmeli, süzülmeli ve hareket etmelisiniz.
Kendi ağırlığınıza ilişkin tüm hesaplamaları boş verin ve yalnızca daha yukarılara yükselmenize izin verin.
Bu noktada kimsenin söylediklerini dinlemeyin, çünkü size yardımcı olacak herhangi bir şey söylemeleri pek mümkün değil.
"Aman tanrım, uçuyor olman mümkün değil!" türünde bir şeyler söyleyeceklerdir muhtemelen.
Onlara inanmamanız yaşamsal önem taşımaktadır, yoksa birden haklı çıkabilirler.
Yükseklere, daha da yukarılara yükselin.
Birkaç dalış denemesi yapın, önce yumuşak dalışlar deneyin, sonra düzenli nefes alıp vererek ağaç tepelerinin üzerine yükselin.
HİÇ KİMSEYE EL SALLAMAYIN !
Bunu birkaç kez yaptıktan sonra dikkat dağılma anını başarmanın giderek kolaylaştığını fark edeceksiniz.
Bundan sonra uçuşunuzu, hızınızı, manevra kapasitenizi nasıl kontrol altında tutacağınızı öğreneceksiniz. İşin püf noktası yapmak istediğiniz şeyi pek düşünmemekte ve işi oluruna bırakmanızda yatar.
Ayrıca nasıl doğru şekilde konacağınızı da öğreneceksiniz, ki ilk denemenizin berbat, hem de fazlasıyla berbat olması kesindir.

İyi uçuşlar ! :)


Bunu dedi ( 3 ) kişi

Basın Açıklaması

BBS yani Başka Birinin Sorunu ne diye merak ettiyseniz eğer, ki merak etmediyseniz siz bilirsiniz, ilk olarak bunu açıklamakla başlayabiliriz sanırım. BBS, Douglas Adams'ın Otostopçunun Galaksi Rehberi adlı bilimkurgu roman serisinde geçen harikulade bir terim. Otostopçunun Galaksi Rehberi, "bir BBS, bizim göremediğimiz veya görmediğimiz ya da beynimizin görmemize izin vermediği bir şeydir, çünkü onun başka birinin sorunu olduğunu düşünürüz. İşte BBS'nin anlamı budur. Başka Birinin Sorunu. Beyin hemen onu yok eder, o adeta kör bir noktadır. Eğer ona doğrudan bakarsan, tam olarak ne olduğunu bilmediğin sürece hiçbir şey göremezsin. Tek şansın göz ucuyla onu gafil avlamaktır." der bu terim için. Bizim bu ismi seçme nedenimize gelince, tek söyleyebileceğim Beisa'yla ortak bir noktada buluşmak, her ikimizin de sevdiği bir terimi hayata geçirmek olabilir, di mi Beisa? :D Sanki başka ortak noktamız yokmuş gibi..

Söz sende Beisa !


Bunu dedi ( 0 ) kişi