Felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Felsefe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir Sınav Ertesi..

Ahh! Hiç böyle hayal etmemiştim, gerçekten. Tamam, bugünkü 1 quiz'in, 7 saat dersin ve hepsinin ardından 1 sınavın kolay geçmeyeceğini biliyordum. Ama buralarda bayıla bayıla anlattığımız felsefe dersinin sınavında da boş boş kağıda bakacağımı, aklıma hiçbir şey gelmeyeceğini düşünmemiştim tabi! Hadi quiz'de kopya çektim, atlattım. 7 saat dersin sonunda gözlerim kaymaya başladı, çikolatayla falan kendime gelmeye çalıştım ~hasra sağolsun~ Ama sınavda, ben daha arka sayfaya geçmeye başlamadan, ek kağıt istemeye başladılar mı tepem attı, bildiklerimi de unuttum. Aklıma saçmasapan şeyler gelmeye başladı: aynı anda kritik bi sınavda olan kuzenim mesela, sabah sınava giren kardeşim, dün yaptığım radyo yayını, radyoda dönen eğlenceli geyiklerimiz, yuforik'ler, saykik'ler, pufidik'ler, hatta saykik pufidik'ler :) Hayır, onlar neyse de, slow şarkılardan uykusu gelenleri uyandırmak için Babutsa ve Atiye çalışım, herkesin bende bu ve türevi şarkıların da olduğuna dumur oluşu.. Hepsi birden mi gelir insanın aklına ya :) bi Nietzsche gelmedi, bi de Stoacılar!

Öyle işte.. Kendimi kitabıma vercem şimdi, zaten fatoş' da bu sınavın ardından Cepa'ya atmış kendini.

P.s : Seviyorum BBS seni! Sayende ayrı ayrı 45 kişiye dert anlatmış gibi rahatlıyorum :) O da nasıl bi manyaklıksa..?


Bunu dedi ( 4 ) kişi

Felsefe dersleri nasıl olur aslında? - 2


Bugün, fatoş'un da bi zamanlar bahsetmiş olduğu, felsefe dersinde ~ki o ilk dersi o kadar ballandırarak anlattılar ki, ben de almaya karar vermiştim sonunda~ film izledik bi tane Baraka diye. 1992 yapımı, tamamen sözsüz bi film. Neyse ki, uzun zaman önce "Sözsüz film mi olur yeaa.." önyargısını atmıştım da, merakla izlemeye başlayabildim. Gerçi başlarda, diğer filmlerde olduğu gibi, müzik bitecek ve olay başlayacak hissine kapılmadan edemedim ama 20 dakikadan sonra, hala bi olay olmadığını fark edince o histen de kurtuldum.

Çok ilginç bi filmdi aslında, ilkel kabilelerin geleneksel danslarını, soğuk havada suyun içinde duran maymunları ve Hindistan'da çöp ayıklayan insanları aynı filmde görmek pek alışkın olduğum bi durum değil nitekim. En garibiyse, kesilmek için yumurtadan yeni çıkmış ve fabrikada bi ton makineye girip çıkan, kaydırağımsı yerlerden kayan ve kontrolden geçen civcivlerle ~büyük ihtimalle~ Çin metrosundaki insan kalabalığının arasında kurulan bağlantıydı. Zaten o kısımdan sonra ara verdik, ben de erken çıkmak zorunda kaldığım için sonunu izleyemedik. Hala civcivleri düşünüyorum. Size bi şey diyim mi? Ne kadar kompleks gözükürse gözüksün, aslında ayıklanan civcivler gibi hayatlarımız var. Derse giderken "Oooh.. Film izlicez, oley" diye düşünürken, yine felsefe yapıp çıktım kısacası.

Ama bu kadar yeter! Şimdi tatlı bi şeyler yiyerek 'How I Met Your Mother' izlemeye gidiyorum. Kendime geleyim azcık :)

P.s : Dersin hocası, filmin sonunu izleyebilmemiz için bize filmi verecek, nitekim fatoş'la baya ilgimizi çekti, Hasra zaman zaman uyumuş olup ara verdiğimizde "Ne anlatıyor?" diye sormuş olsa da :) Amaaan.. Maymun, civciv falan işte. Ehi :)


Bunu dedi ( 9 ) kişi

Felsefe dersleri nasıl olur aslında?

Bugün artık seçmeli arayışına bir son vermem gerektiğini düşündüm. Üniversite korosunda alto olarak yer aldıktan sonra, bugün felsefeden olan son seçmeli dersime gittim.. Applied Ethics dersi.. Bakalım beğenirsem alırım diyordum ama ben bu dersten sonra kesin almalıyım diyorum.

Zaten ders şu şekilde başladı. Zar zor bulduğum derslik -aslında ders matematik bölümünde olduğundan ve matematik bölümü yıkık bir halde bekliyor olduğundan- ve 5e kadar yetiştirmem gereken pembe formların (tamamen işsel, özel ders vermeyi düşünüyorum da) düşüncesiyle sandalyeme kuruldum. Felsefe bölümünü neden seviyorum, hocaları çok kuuul kesinlikle.. Hoca geldi ve ilk dediği "eveeet dersi aldığınıza göre, hepimiz ahlaksızlar olarak toplanmış bulunuyoruz sanırım".. İçimden bir ses "efendim?" derken, komik hocamız ders hakkında genel bilgiler verdi ve bu dönem işleyeceğimiz 'cesaret' konusuna geçti.

Bir an düşündüm de daha önce yaz okulunda aldığım 'Philosophy of Love' dersinden sonra 'Philosophy of Courage' içerikli bir ders benm için ne kadar iyi olur bilemedim. :D Gerçekten diyorum bunun sonu hiç iyi değil, dönemin sonunda görürüm ben halimi :)

Sonra hoca dersi baya dallı budaklı anlattığı için ne zaman 'cesaret' konusundan çıkıp 'bilgelik' konusuna geldiğimizi anlayamadım. Bundan sonra hatırladığım hocanın Yunanlıların 'bilgelik' kavramı 'Sofia' ile ilgili bir şeyler dediğiydi. Peki Schopenhauer 'bilgelik' hakkında ne düşünüyordu. Demişti ki Schopenhauer "Bilgelik, herkesin koynuna atlayan bir sürtük değildir." (Schopenhauer demiş, hoca da bize dedi valla) "Hatta peşinden o kadar koşanlara, o kadar fedakarlık yapanlara bile varıp varmayacağı belli değildir."

Peki 'bilgelik' neden dişi olarak sembolize edilmiştir sorusundan sonra; arka sıralardan bir hanım kızımızın aklı başka bir şeye takılmış olacakki şöyle bir soru sordu:
-Peki hocam, bilgelik dişi de, şimdi bilgelik isteyene veriyor muymuş?
Tabi hocayla birlikte sınıf koparken, sorunun devamı:
-Ama hocam öyle olması gerek değil mi? Veriyor muymuş vermiyor muymuş?
Ee haliyle hoca 'hehe' modunda ne cevap vereceğini düşünürken, arkadan başka bir öğrenci; "bu iş herkülle zeynaya döndü galiba" der ve derse ara verilir.

Hiç dersi terketmek istemiyordum açıkçası ama pembe formlar yüzünden bir saat erken çıkmak zorunda kaldım malesef. Bu dönem bu dersle çok eğlenceli geçeceğe benziyor.

Hadi bakalım bu kadar felsefe yeter..
Görüşmek üzere.. :)


Bunu dedi ( 2 ) kişi