Zırvalar

Eh! Ben bugün sana demedim mi 'gün olur devran döner' diye. Ben geldim, sen gittin be Fatma! :) Senin şapşal site önerilerini özleyeceğiz demek ki bi süre... Aklıma gelmişken, bi mail atayım gelecekteki kendime, birilerine.

(Bkz: Juicy Mail to Future Me)

Sen de çabuk yaptır şu bilgisayarını :) Daha işin var bak, bi karar verdin en son, uygulamaya koyman lazım, arkandayım ben. Zamanı gelince aynısını yaparım belki :) Şimdilik sana mesaj atmakla yetiniyorum.

'Bkz' falan... Sözlükler geldi aklıma. Onay listesinde kaçıncı sıradayım kimbilir? :)

Ve şarj olurken kıpırdatmaman gereken bir telefona sahip olmak çok zor, çoook...


Bunu dedi ( 3 ) kişi

Başucumda Müzik

"Eğer, hayatınızın herhangi bir an'ına gidip orada sonsuza dek kalacaksınız deseler yalnızca iki şeyden birini seçmek isterdim. Biri, o çocukluğun bahçesindeki ağacın dalına asılı salıncakta sallanırken... Öteki, bütün hayatım boyunca en çok sevdiğim adamla öpüştüğüm ilk gün... Herkes aşık olmanın ortak dilini bulup yazmaya çalışıyordu.

Ama aslında bu kadar basitti işte: Birini öptüğünde salıncakta sallanır gibi hissediyorsan aşıksın.' "

Kürşat Başar'ın ismine, kapak resmine ve yukarıdaki arka kapağına kanarak başladığım kitabı. Henüz bitiremedim ama şimdilik söyleyebileceğim tek şey şu ki:

"Erkekler, kadınları anlayamaz!" :)

Değişik bir tarz denemiş aslında, bir kadının ağzından bir kitap yazarak ama pek olmamış bence. Betimlediği dönemin güzel balo elbiselerinin içinde bile bir erkek silueti geliyor gözlerimin önüne :) Bu yüzden çok da ilerleyemiyorum, bazı yerlerde çok anlamlı cümleleri olsa da. Belki o cümleler sayesinde, sonunda 'Kesin okuyun!' derim. Fatoş'un deyimiyle, bu yazımı edit'leyip büdüt'lerim. Şimdilik başka bi şey yok; bu kadar.

:)

p.s: Bir de bu kitapta çok felsefi (!) sözler söylerken kurulan, 'Aslında insanlar da ... değil midir ki biz de hep ... sanırız?' şeklindeki, devrik soru cümlelerinden bolca var. Aklıma geldi, tutamadım kendimi. Agresifliğim üstümde, kurmayın öyle cümleler!



Bunu dedi ( 4 ) kişi

PL


Biri bana bir şarkı önersin hemen! 6 saatlik yolculuk boyunca, içinde en sevdiğim şarkılar olan mp3'ü dinledikten sonra, tüm sevdiğim şarkılardan soğudum. Pavlov'un köpeği oldum; -sahi.. bi ismi yok mu bu hayvanın yaa?- bütün şarkılar bana yolculuğu hatırlatıyor, midemi bulandırıyor!

Şöyle... Sıkılmadan defalarca dinleyebileceğim güzel güzel şarkılar istiyorum. Mesela 'The Reason', 'Goodnight Moon', 'Pure Love' veya 'The Tears I Cry' gibi. Daha çok sayarım da, dediğim gibi, koşullanma kötü bi şey :) Hea... Dinlememiş olanlar varsa da, öneririm hepsini.

Hadi ama lütfen, yeni bi playlist'e ihtiyacım var acilen! :)


Bunu dedi ( 2 ) kişi

Juicy Mail to Future Me


Birkaç gün önce kendimden bir mail aldım.. Evet kendimden!
Geçmişten 'gelecekteki fatma'ya gelen bir mail'di.. :)
Kendimle ilgili bazı kehanetlerde bulunmuşum ve belli ki o zamanlar baya inandığım şeylermiş.. Ama anladım ki her şey istediğin gibi olmuyor.. Daha da önemlisi, anladığım başka bir şey oldu ki o da benden 'Nostradamus' olmazmış.. Kim isterki zaten gelecekte ne olacağını bilmeyi veya tahmin etmeyi? :p
Ben istemem.. (Kendime de çok inanmıyorum bu aralar)
Neyse mail'e dönelim. Biraz saçma, komik, sorularla dolu, eğlenceli bir mail olmuş, güldüm fakat hiçbir istediğimin olmadığını görmek hiç de hoş olmadı, olmadı işte, sevmedim bu işi..
Sonra düşündüm, kendime mail atmaktansa daha iyisini yapabilirim.. Başkalarına mail atmak.. :D
Bir sabah uyanacaklar, maillerini kontrol ederken bir adet Juicy mail almışlar ve bam! o benim, size geçmişten sesleniyorum..
Şimdiden bir kişiye yazdım bile.. :)
Mail'i okuduğu zaman yüzündeki ifadeyi çok merak ediyorum, kim bilir belki yanında olurum.. :)

Siz de 'gelecekteki size' mail yollamak isterseniz veya gelecekteki başka birilerine;
Future Me !

Edit Büdüt : Kendime de yolladım mail yine ! hiç uslanmam ben..
Edit Büdüt 2 : Yollamayın kimseye bişi, vazcaydım ben bu fikirden ulen.. ! kendinize yollayın sadece, eet eet kendinize.. :p


Bunu dedi ( 2 ) kişi

Perseids !

Google'ın yeni logosunu görenler farkedeceklerdir. Bugün Perseids denen meteor yağmurunun en yoğun gözlemlenebildiği gün..
En çok bilinen gök taşı yağmurlarından biri olan 'Perseids' ya da 'Perseids gök taşı yağmuru', her yıl temmuz sonu, ağustos başı gibi gözlemlenebilir ve en yoğun olduğu zaman 12 Ağustos'u 13 Ağustos'a bağlayan gece..
Perseids gök taşı yağmuru denen bu harikulade olay, Perseids 'Swift-Tuttle' kuyrukluyıldızından kopan parçaları ile yörüngemizin kesişmesinden kaynaklanıyormuş..

Velhasıl bu güzel doğa olayına şahit olmak için yapmamız gereken gece 12:00'den sonra gökyüzüne bir göz atmak.. ;)


Bunu dedi ( 4 ) kişi

Puff!

22 yıllık bir Ankaralı olarak, deniz gördüm mü yazı yazasım gelir. Hele bir de manzaranın kıyısında köşesinde bir orman varsa... Halamın Alanya'daki deniz ve orman manzaralı balkonunda otururken tam da bu ruh hali içerisindeydim. Bir de şu cırcır böceklerinin yerine kuşlar ötüşseydi, çok daha güzel olurdu tabi. Cırcır böceği demişken, o yüksek ve bir süre sonra başınıza ağrılar girmesine sebep olan ses, o küçücük böceğin kanatlarını birbirine sürtmesiyle oluşuyormuş ya! Ben de sevinirdim, "Sus!" diye bağırınca anlıyorlar diye. Meğer konuşmuyorlarmış bile :) Hiç akıllanmayacak bu böcekler, kışın yine aç kalacaklar, haberleri yok...

Bir de televizyon kültürü edindim bir haftada. Evde kalınca bir süre boyunca, ne bir çizgifilm ne bir dizi ne de Yemekteyiz kaldı izlemediğim... Nasıl kavgalardı onlar! Tam insanlardan soğur gibi olmuştum ki, çıktım neyse ki evden. Bir de Powerpuff Girls'den bir replik kaldı aklımda, her gece o prenses gibi bağıra bağıra söylediğim: "Şimdi uyumaya hazırııııımmmmmmm!" Gerçi ben buna her zaman hazırım :) Ve şimdi, fonda 'Una Historia De Amor'la, cırcır böcekleri de hazır 'susmuşken' aynı prensesin bağırarak söylediği başka bir replikle, bir türlü dengesizliğine alışamadığım -kim alışabilir ki? :p- koltuklardan birine oturmaya gidiyorum: "Bir bardak suuuu!" Ankara'yı özlemeye başladım mı ne?? :)


Bunu dedi ( 1 ) kişi

Düşeş !

Son zamanlarda kardeşime bir tavla aşkı geldi.. Sürekli başımda bitip 'abla tavla oynayalım mı?' diye dikiliyordu uzunca bir süre.. Ama nafile ki ben sürekli 'işim var', 'şimdi modumda değilim', 'tamam söz yarım saat sonra oynıcaz' deyip gönderiyordum başımdan.. Meğerse derdi başkaymış.. En son gelip 'hadi ya bir oynayalım, seni de bir yeneyim de.. ' diye başlayan bir cümle kurunca anladım ki derdi beni yenmekmiş.. :D Yine oynamadım tabii..
Sonra durup dururken, biraz da kendimi gereksiz Facebook testlerinden alınca 'hadi' dedim 'oynayalım bakalım'.. Çok da şanslı çıktı velet.. Ama tabi son iki el mars olunca 'yaa..' diyerekten ayrıldı yanımdan.. :) Sonuç: iki dakika sonra yine gelip 'abla tavla oynayalım mı?' dedi..
Ee ne demişler, "yenilen pehlivan güreşe doymaz"mış..

Edit Büdüt: Çok süper tavla oynadığımdan da değil anlamadım, üstüne pek şansım da yoktur.. :D
'Seni seviore' ablası..


Bunu dedi ( 1 ) kişi

Eğlenceli İmkansızlıklar

Otostopçunun Galaksi Rehberi'nin 'uçma' konusunda söyledikleri şunlardır:
Denir ki uçmak bir sanatmış ya da daha çok bir marifet.
Aslında bütün marifet kendini yere doğru fırlatıp yeri ıskalamakta yatıyor.
Bunun için güzel bir gün seçin ve deneyin.
Birinci bölüm kolaydır.
Gereken tek şey kendinizi olanca ağırlığınızla öne doğru fırlatabilmeniz ve canınızın yanmasına aldırmamaya istekli olmanızdır.
Çünkü yeri ıskalamayı başaramadığınız zaman canınız yanacaktır.
Çoğu kişi yeri ıskalamayı başaramayacak ve eğer gerçekten de kuralına uygun bir şekilde deniyorlarsa başarısızlıkları muhtemelen epeyce sert olacaktır.
Açıkça bellidir ki, zorlukları doğuran da işte bu ikinci kısım, yani ıskalama kısmıdır.
Birinci sorun, yeri kazayla ıskalamanız gerektiğidir. Bile bile ıskalamaya çalışmakta hiç fayda yoktur, çünkü bunu yapamazsınız. Dikkatinizi, yarı yoldayken, aniden bir başka şeye çevirmeniz gerekir, böylece düşmeyi, düşeceğiniz yeri ya da ıskalamayı başaramadığınızda canınızın ne kadar yanacağını asla düşünmezsiniz.
Size sunulmuş olan saniye kırıntısı içinde dikkatinizi bu üç şeyden sıyırabilmek son derece zordur. Bu nedenle de seyretmesi heyecan verici bu sporda pek çok kişi başarısızlığa ve hayal kırıklığına uğrar.
Bununla birlikte, eğer o çok önemli anda ilginiz çekilecek, örneğin bir çift güzel bacakla, görüş mesafeniz içinde patlamakta olan bir bombayla ya da hemen yanınızdaki bir daldan yürüyen son derece ender rastlanan türden bir böcekle dikkatiniz dağılacak kadar şanslıysanız o şaşkınlık içinde yeri ıskalamanız ve yerden üç beş santimetre yukarıda ve bir parça aptalca görünebilecek bir durumda asılı kalmanız mümkün olacaktır.
Bu an, muhteşem ve hassas bir konsantrasyon için en uygun andır.
Artık suyun üzerinde durmak için yaptığınız gibi, hafif hafif hareket edip süzülmeli, süzülmeli ve hareket etmelisiniz.
Kendi ağırlığınıza ilişkin tüm hesaplamaları boş verin ve yalnızca daha yukarılara yükselmenize izin verin.
Bu noktada kimsenin söylediklerini dinlemeyin, çünkü size yardımcı olacak herhangi bir şey söylemeleri pek mümkün değil.
"Aman tanrım, uçuyor olman mümkün değil!" türünde bir şeyler söyleyeceklerdir muhtemelen.
Onlara inanmamanız yaşamsal önem taşımaktadır, yoksa birden haklı çıkabilirler.
Yükseklere, daha da yukarılara yükselin.
Birkaç dalış denemesi yapın, önce yumuşak dalışlar deneyin, sonra düzenli nefes alıp vererek ağaç tepelerinin üzerine yükselin.
HİÇ KİMSEYE EL SALLAMAYIN !
Bunu birkaç kez yaptıktan sonra dikkat dağılma anını başarmanın giderek kolaylaştığını fark edeceksiniz.
Bundan sonra uçuşunuzu, hızınızı, manevra kapasitenizi nasıl kontrol altında tutacağınızı öğreneceksiniz. İşin püf noktası yapmak istediğiniz şeyi pek düşünmemekte ve işi oluruna bırakmanızda yatar.
Ayrıca nasıl doğru şekilde konacağınızı da öğreneceksiniz, ki ilk denemenizin berbat, hem de fazlasıyla berbat olması kesindir.

İyi uçuşlar ! :)


Bunu dedi ( 3 ) kişi

Hayat

Bazen kırmızı ışıkta geçmek, yeşil ışıkta durmak zorunda kalabilirsiniz! Bütün ışıklarınızın yeşil yanması ve önünüzdekilerin geçmenizi engellememesi dileğiyle... :))

p.s:
Yolculuk psikolojisi: bu şehri terk etmek, saatlerce arabanın içinde sıkışmak, camdan bakıp da ucu bucağı görünmeyen bozkırı seyretmek istememek... Fazla ışınlanma cihazı olan var mııı?


Bunu dedi ( 1 ) kişi

BBS Ayın Sanatçısı - Sia

Facebook sağolsun paylaşılan videolarıyla gözümü doyurdu bayaa.. Gezerken Sia'nın bir klibine rastladım, birkaç şarkısını biliyordum zaten ama bu sefer fena sevdim. :)
'Soon We'll Be Found' şarkısının kendi de klibi de çok güzel. Hemen albümlerine bir el attım, aradım ve buldum.. Dinleyince tek güzel şarkısının 'Soon We'll Be Found' olmadığını da gördüm. Özellikle "Colour The Small One" albümündeki çoğu şarkı dinlemeye değer. :) Sia'nın 2004'te çıkardığı, ünlü şarkısı 'Breathe Me'nin de içinde bulunduğu albüm. Nasıl olmuş da bu zamana kadar gözümden kaçmış, üzüldüm..
Sonuç olarak bu kadar Sia'ya maruz kalınca BBS ayın sanatçısı olarak Sia'yı seçtim..
Ve hemen güzel bir şarkısını koyuyoruz ve dinliyoruz..
İyi dinlemeler.. ! :)

Sia - Moon


Bunu dedi ( 1 ) kişi