Strawberry ice cream :p

Evet ! Son günlerde bir staj raporu belasına bulaştım ki sorma gitsin. Üstüne bir de modem bozulursa fatoş nasıl literatür taraması yapabilir ki? Bir yolunu buldum elbet ama söylemem, çok gizli.. :p Son zamanlarda burayla pek fazla ilgilenemedim bu da gerçekten çok canımı sıkmaya başladı. Özellikle son iki gündür staj raporu için sabahtan akşama kadar bilgisayarın başında oturup, referans da vermeliyim, bundan da bahsetmeliyim, çooook amaa çoook yazmalıyım diye didinirken beynimin yavaş yavaş suyunu çekmeye başladığını farkedip, evet, işte tam da şu anda staj raporu yazmayı bıraktım. Biraz da bloglayayım dedim.. :)

Aslında anlatacak bir şeylerim de yok, öyle karalama olsun işte. Napalım iki gündür rapordan başka bir şeylerle ilgilenmedim. Yok yok ilgilendim tabi, her zamanki gibi abartıyorum. Mesela dün Cancu'yla Burcu'yla çok güzel ekşınlar yaptık. Sonra bugün teyzemlere iftara davetliydik falan fıstık işte.

Canım sıkıldı, öylesine bir şeyler yazayım demiştim ya. Belki yarın aklıma başka şeyler gelir.

Tamam. Bu kadar..

Dağılın!

Edit Büdüt : Msn'de çoklu kişilik sorunu yaşıyorum :p



Bunu dedi ( 2 ) kişi

Ah!

Bu günlerde hiç dışarı çıkmıyorum, dolayısıyla çevremde hiç köpek yok. Ayrıca sürekli odamda ve ev ahalisinden uzakta olduğumdan, gayet yalnız sayılırım. Ama canım Zitch Dog oynamak istiyor.

(bilmeyenler için tanım: 'zitch dog' How I Met Your Mother'dan öğrenilmiş, arabada giderken dışarda bir köpek gören ilk kişinin 'Zitch Dog' demesiyle puan aldığı oyundur.)

Ben de kendi kendimi, sevmediğim insanları gördüğümde "Zitch Dog" diyerek eğlendiriyorum. Kazanan hep benim, ama bu oyunu çok oyunculu platforma da taşayacağım ilerde. O zaman daha zevkli olur, Marshall-Ted havası gelir oyuna _ki ben Marshall olurum!_. Sınıfta falan yaparız belki, sevmediğimiz biri içeri girdiğinde _o kim? :)_. Evde televizyon izlerken, Kadir Çöpdemir falan çıktığında da söylenebilir mesela. Yine de şöyle bi sorun var tabi, diğer oyuncu "Yoo... Ben Kadir Çöpdemir'i sevdiğimden söylemedim." diye mızıkçılık yapabilir. Daha da kötüsü, gerçekten seviyor da olabilir. Köpek gördüğünde bağırmak kadar nesnel olmadı sanırım bu oyun.

İyisi mi vazgeçelim bu oyundan, ben kendi başıma eğlenmeye devam edeyim. Kaan Tangöze'nin de dediği gibi, neşem yeter!

P.s : Kadir Çöpdemir, sadece bir örnektir, sevmediklerimin arasından bulduğum en alakasız olandır. Can sıkıntısı işte, alınmayın.

Ps 2: Boşuna gelmiş olmayın, şu şarkının güzelliğine bakın o zaman :)



"yesterday you told me 'bout the blue blue sky
and all that i can see is just a yellow lemon-tree"

Çok seviyorum böyle şarkıları, mutlu gibi, umutlu gibi... Kıpır kıpır :)
Sözlere fazla takılırsanız depresyona girer, müziğe fazla takılırsanız yuforik®'leşirsiniz.


Bunu dedi ( 2 ) kişi

Tonlayalım!

FM 100 Hue Test: Bir Mozilla Firefox eklentisi olan StumbleUpon sayesinde bulduğum sayfalardan biri. Tamamlamak için biraz mazoşist olmak gerekiyor bence, zira testi bitirdikten sonra, etrafımdaki her renk göz acıtıcı gelmeye başlamıştı :|




Bugün, biraz sadistliğim tutunca, başkalarına da denettirmeye karar verdim. Amaç, her satırdaki renkleri, ilk ve son renklere uyacak şekilde, tonuna göre dizmek. Her satır bir öncekinden daha zor tabii ki. Testin sonunda, hakkınızda kayda değer bir şey öğrenmiyorsunuz ama yine de denemesi zevkli diyebilirim. O kadar 'I Like it!' demişim, güzel olmasa der miyim? :) Hadi, kolay gelsin.

P.s: Bugün renklerle bozdum.

P.s 2: StumbleUpon demişken, bunlar fatoş'un, bunlar da benim 'I Like it!'lerimiz :)


Bunu dedi ( 2 ) kişi

Işıl Işıl

Ben de light graffiti yapmak istiyorum! Zaten bir hayranlığım olmuştur her zaman karanlıkta hızla hareket ettirilen ışığın bıraktığı ize. Telefonumun, radyasyonla yanıp sönen mavili kırmızılı ışığını izlemek için, geceleri milleti arar gibi yaptığım günleri daha unutmadım. Bir de bunu sanata döküyor insanlar işte.

Bulb modu ya da uzun pozlama tekniği denilen bir teknikle yapılan bu graffiti'ler, tamamen yasal :) Nasıl yapıldığını orada burada izlediğim videolar sayesinde çok iyi anlamış olmakla beraber, bunu yapabilmek için uygun fotoğraf makinamın olmaması ise bir o kadar üzücü. Yine de internette bulduğum karelere baktığımda, kendim yapmış gibi eğlenebiliyorum.

Mesela bu fotoğraf, istatistik dersi esnasında sınıftaki florasan lambayı kendime melek halesi olarak kullanmamdan çok daha sanatsal :)

Eğer buradakileri beğendiyseniz, içerisinde kaç bin fotoğraf olduğunu kestiremediğim, light graffiti'lerden oluşan 5 dakikalık video tam burada. Videoda çizdikleri balıkları da yerim adeta!


Bunu dedi ( 2 ) kişi

When it hits u

Bunu paylaşmalıydım..
Bir şarkı.. :) çok tatlı..

ELisa - Eppure Sentire (Un Senso Di Te)




Edit Büdüt : "istemez!"
Az kişi bilecek inan..

J


Bunu dedi ( 2 ) kişi

Mystery

"Dizi" dendiği zaman, ilk aklıma gelen, o sıralarda en çok hangi diziye sardırdıysam, o dizi olur. Hatta Yaprak Dökümü'nün bile aklıma ilk gelen dizi olduğu zamanlarım olmuştu ki, hatırlamak istemiyorum kesinlikle, siz de bu konuyla ilgili herhangi bir şey sormayın lütfen! :)) Neyse ki, çok uzun bir zamandır; tam olarak söylemek gerekirse, Lost ara verdiğinden beri, başka bir diziyle yatıp kalkmaktayım; ki bu dizinin meşhur rüyalarıma bile girdiğini söyleyebilirim! House M.D...

Herkes için yeni bir dizi olmadığından eminim, aksine ben biraz (!) geç keşfettim, yaklaşık olarak 5 sezon kadar! Bir de ilk bölümün en başında, izleyenler bilir, bir kıza bir şeyler oluyordu, bana da o kadar garip gelmişti ki, diziyi bilimkurgu türünde sanıp sonra izlemeye karar vermiştim. Eh, bilimkurguyla alakası olmadığını anlamam uzun sürmedi tabii. Bir süre sonra, bu zeki, esprili ve karizmatik adamı canlandıran Hugh Laurie hakkında araştırma yaparken buldum kendimi. Gerçekte bir showman olduğunu öğrenip şok oldum ve bütün spoiler risklerine rağmen, bazı videoları izlemeye başladım. "Piyanonun başında diziyle ilgili ne söyleyebilir ki?" diye düşünerek izlemeye başladığım o muhteşem ve eğlenceli video ise, tam burada!

"so why do i still long for u?
why is my love so strong for u?
why did i write this song for u?
well, i guess it's just the mystery.."

P.s: Çok tatlısın ya! House'tan bahsederken gözlerim parlıyormuş, sesim yükseliyormuş, heyecanlanıyormuşum. Bir dizi oyuncusuna aşık olmak için de biraz (!) geciktim oysa ki, yaklaşık olarak 5 sene kadar :))

P.s 2: Çok alakasız olacak ama, pasaport fotoğraflarını neden ifadesiz isterler ki? İnternette bile ifadesiz olamıyorum ben, kamera karşısında nasıl olayım?! Olamadım da nitekim...


Bunu dedi ( 4 ) kişi

Tersini Yap Günü

"Who lives in a pineapple under the sea?"

Evet.
Sponge Bob hastası bir kardeşiniz varsa, günde 3 öğün Sponge Bob izleyebilirsiniz; -yoksa da izleyebilirsiniz de, varsa izlemeniz daha olası-. Bu şapşal kare pantolonlu süngeri ve arkadaşlarını birkaç gün izledikten sonra, bağımlılık yapıyorlar zaten. Bir süre, bana da aynı şekilde gülme ihtiyacı hissettiren şen kahkahayı duymadan yapamaz olmuştum, neyse ki geçti zamanla. Ama bir bölüm var ki, arada benim de onlar gibi davranasım gelir: Tersini Yap Günü! :))

Şimdi, bu süper bi fikir! Şöyle ki, her gün normalde nasıl davranıyorsanız, o gün tam tersi şekilde davranacaksınız. Ne söylemek istiyorsanız, tersini söyleyeceksiniz. Hem böyle, kendini ifade etmeyi öğrenme tekniği de varmış, böylece aslında ne demek istediğimizi daha iyi anlıyormuşuz falan. -Çizgifilme de bilimsellik kattım böylece- :))

Benden bir tavsiye: işin eğlencesi, 'Tersini Yap Günü'nüzde olduğunuzu kimseye söylemeyip insanları şaşırtmakta olabilir. Ayrıca, Patrick ve Sponge Bob gibi grup halinde yapılmasının da çok daha zevkli olacağına inanıyorum. Bir gün, durup dururken sizi sevmediğimi falan söylersem şaşırmayın. Bu eğlenceli bölümü merak ettiyseniz de, buraya bir tıklayın.

~Off! Çok sıkıldım! :((:


Bunu dedi ( 0 ) kişi

BBS Ayın Sanatçısı - Placebo

Aslında aklımda daha başka isimler vardı lakin Placebo yeni bir albüm çıkardığı için şu an için bu aya en uygun o olur diye düşündüm. Placebo'yu ayın sanatçısı seçme nedenim de bundan kaynaklı.

Placebo hakkında kısaca bilgi vermem gerekirse, 1994’de Londra/İngiltere’de, Brian Molko ve Stefan Olsdal tarafından kurulmuş bir alternatif rock grubudur.. Grup üyeleri şu an için Brian ve Stefan, kısa bir süre önce de bateristleriyle yolları ayırmışlar. Grubun kurulma hikayesi, evet biraz hikaye gibi aslında.. Çocukken aynı okulda okuyan Brian ve Stefan, yıllar sonra Londra'da bir metroda karşılaşırlar, uzunca bir sohbetten sonra Brian'ın evine gidip müzik yapmaya karar verirler. Böylece 'Placebo'nun da ortaya çıkış aşaması başlamış olur. Baterist olarak da Stefan'ın arkadaşıyla anlaşılınca ilk olarak 'Ashtray Heart' ismiyle grup kurulur. Aslında düşündüm de bu isim de gayet güzelmiş.. :] Daha sonrasında baterist değişir, isim değişir ve 'Placebo' mükemmel müzikleri ve şarkılarıyla hayranlarını büyülemeye başlar. Son olarak bu yıl çıkardıkları 'Battle for the Sun' albümlerini çok beğendim gerçekten. Özellikle 'Bright Lights' şarkısı, her dinlediğimde beni benden alır. Ne var ki bunun dışında 'Meds' albümünden 'Post Blue' da son zamanlarda çok ilgimi çekiyor, nedendir bilinmez. Daha da dinlenesi çok şarkıya sahip ki burda saymaya kalksam baya uzun olacak..

Dinleyin işte yaf.. ! :]

"it's the perfect place to start.."



'cause a heart that hurts,
is a heart that works..'



Edit Büdüt : Bu edit büdütlerden sıkıldınız mı?
Edit Büdüt 2 : Placebo'yu dinleyen dinleten 'ye.. Evet senin player'ını kullanıyorum, pek makbule geçti, reklamını da yaptım, bida yapmam.. J


Bunu dedi ( 1 ) kişi

Accidentally In Love

Çocukluğumda pekçe izlediğim bir dizi vardı.. 'Full House (Bizim Ev)' başlayacağı zaman hemen televizyonun karşısına geçilir ve bir güzel eğlenilerek izlenirdi. O zamanlar küçüktüm tabi ve benim için sanırım 'Lady Georgie' den sonra izleyebileceğim yegane şeydi, dizi işte.. :]
Şimdi Facebook sağolsun tabi yine, bir video dolaşıyor herkeste, Jesse amca ve minik Michelle'in videosu.. Hoş, güzel bir video, sayesinde bir güzel çocukluk günlerime döndüm, ama benim asıl dikkatimi çeken müzik oldu.. Tabi çocukken farkında değildim, şimdi tekrar dinleyince 'vay be güzel şarkıymış bu yaf' dedim.. Evet o 'Accidentally in Love', Counting Crows söylüyor.

Ben de dinleyim diyorsan ;


Eğlenceli, şirin.. Well, maybe i'm in love, kim bilir.. :] Accidentally in love..


Bu arada lafı geçmişken 'Lady Georgie'deki Lowell'e aşık olmayan var mıydı ya? Ya da Abel'e ya da Arthur'a.. Her şey bir yana çocukluğumun en açık saçık çizgi filmiydi, güzeldi, güzeldi.. Bir daha olsa bir daha izlerim.. :D



Edit Büdüt : Evet Georgie'nin yanındakiler Arthur ve Abel.. Evet aşağıdaki 'naked man' Lowell'



Bunu dedi ( 0 ) kişi

Entay-Biyotik !

Antibiyotik içtim yaklaşmayın !

Gerçekten bir tehlike sinyali olabilir.. Neden diye soracak olursanız, ne zaman bir antibiyotik içsem, bana bir şeyler oluyor. Evet garip bir şeyler yani.. Garip cümleler, saçma gülmeler, aptal düşünceler derken, bir de bakıyorum, neler yapmışım neler.. Bildiğin kafa yapıyor bu meret bende.
Hatta şu an aklımda İrlanda'ya gitmek var yine.. Nasıl gidebilirim diye düşünüyorum. Bir de ateş böceği toplamak. Elime alıp güneş doğana kadar onun ışığında oturmak istiyorum hatta..


Her şey bir yana, Beisa aklımı çeldi, uzaya otostop çekmek istiyor gönlüm. Misal, beraber otostop çeksek de bir gemi bozuntusu da olsun farketmez bizi Nabian gezegenine götürse ya.. Orda ateş böcekleri olsa, ben bir tanesini alıp elime, güneş doğana kadar otursam onunla yine. Sonra nasıl olsa İrlanda'ya giderim. Uzun botlarım, yağmurluğum, fırfır eteğim uçursam onu.. Ha tabi bir de gitar, olmazsa olmaz. Ve tabiki yağmur yağmalı.. Islanarak şarkı söylemeliyiz.
Hem de kimle..

Beisa, odunu, ben ve 5 odunum.. :]

Antibiyotik içtim demiştim. O değil de şimdi de ağrı kesici etki göstermeye başladı.
Gülebilirim sanırım..

J


Bunu dedi ( 6 ) kişi